Türklüğü kullanarak İslam Düşmanığı Yapan Sabetaycılara Dikkat!
Son yıllarda adı bizden ama asla bizden olmayan kripto sabetaycılay Türklük adı altında ve yine sözde Türk'lüğe sahip çıkma adına İslam dinine hücum ederek saf insanları etkilemeye çalışmaktadırlar.
1400 yıldır tüm ağa babalarınız uğraştığınız halde İslam nurunu söndüremedi ve söndüremeyecekte. Allah nurunu tamamlayacaktır.
Toplumsal söylemde, siyaset ve düşünce tarihinde iddialar, zihniyet analizleri ve kimlik tartışmaları her zaman kendine yer bulmuştur. "Kripto-Sabetaycılık" veya gizli kimlikler üzerinden yürütülen kamusal ve kültürel tartışmalar, özellikle Türkiye'nin son yüzyıllık modernleşme, sekülerleşme ve din-devlet ilişkileri tarihinin sıkça gündeme gelen konularından biridir.
Toplumsal hafızada gizli kimlik tartışmaları ve din eleştirileri, Türkiye’de toplumsal hafızanın ve siyasi tarihin en çekişmeli alanlarından biri olmuştur.
Kimlik dönüşümleri ve bu dönüşümlerin dini değerlerle kurduğu ilişki, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Cumhuriyet sürecine aktarılan miras içerisinde, kendisini farklı isimlerle ya da kimliklerle sunup aslında farklı inanç/kültür kodlarına bağlı kalan gruplara dair iddialar yani “Sabetaycılık” sıkça tartışılmıştır.
Bu tartışmaların merkezinde, görünen kimlik ile temsil edilen zihniyet arasındaki tutarsızlık iddiaları ve bunun dini değerlere yansıması yer almaktadır.
Toplumsal eleştirilerde sıkça dile getirilen temel husus, bireylerin veya grupların taşıdıkları isimler ve kültürel etiketler ile takındıkları fikirsel tutumlar arasındaki belirgin mesafe olmuştur.
Müslüman-Türk kimliğini temsil eden isim ve sembolleri kullanarak kamusal alanda yer alan, ancak fikirsel ve eylemsel platformda İslamiyet’in temel kurumlarına, sembollerine veya değerlerine karşı katı bir tutum takınan yaklaşımlar, muhafazakâr ve dini çevrelerde "gizli bir ajanda" veya "kimlik gizleme" (kripto tutum) olarak yorumlanmıştır.
Bu bakış açısına göre, yerli ve milli bir dille hareket ediyormuş izlenimi verilmesine rağmen, dini kurumların ve inanç esaslarının sürekli eleştiri konusu yapılması, toplumsal güveni zedeleyen bir faktör olarak görülmüştür.
Kendisini toplumun ana değerleriyle örtüşüyor gibi gösteren ancak dini pratiklere ve inanç biçimlerine karşı mesafeli ya da hasmane bir tutum sergileyen yaklaşımlar, samimiyet testine tabi tutulmuştur.
Sabetaycılık olgusu, 17. yüzyılda Sabetay Sevi’nin liderliğinde ortaya çıkan ve dışarıdan Müslüman görünürken kendi içinde farklı bir dini ritüel ve inanç yapısını sürdüren toplumsal bir hareket olarak tarih sahnesine çıkmıştır.
Modern dönemde bu yapı, daha çok sosyolojik bir katman ve kültürel bir olgu olarak analiz edilmektedir. Ancak siyasi söylemde "kripto" nitelemesi, tarihsel bir grubun ötesine geçerek şu unsurların bir tezahürü olarak yorumlanmaktadır:
Türkiye'deki modernleşme sancılarında, dini değerlerin kamusal alandan tasfiyesini savunan aşırı seküler söylemler, zaman zaman halk nezdinde "yabancılaşmış" veya "içerideki gizli unsurlar" olarak algılanmıştır.
Toplumun çoğunluğunun benimsediği manevi değerlere karşı sergilenen alaycı, küçümseyici veya dışlayıcı dil, bu tutumu sergileyen kişilerin toplumsal ve kültürel olarak köklerinden kopuk olduğu düşüncesini pekiştirmiştir.
Eleştirel düşünce ve farklı inanç biçimlerine saygı, çoğulcu toplumların temel esaslarındandır. Ancak toplumsal barışı tehdit eden nokta, yapıcı eleştiriden ziyade inanç değerlerini hedef alan sistematik aşağılama ve tahrip etme çabalarıdır.
Bir toplumun birleştirici unsuru olan dini ve manevi değerlerin, Türk kimliği adı altında gizlenerek yıpratılmaya çalışılması, toplumsal dokuya zarar veren bir durum olarak değerlendirilir.
Düşünce hayatında esas olan; bireylerin inançlarını, fikirlerini ve dünya görüşlerini herhangi bir maske arkasına saklanmadan, dürüstçe ve açık yüreklilikle ifade etmeleridir.
Toplumsal dinamikler incelendiğinde, isimler ve yüzeysel sembollerden ziyade kişilerin fikirsel duruşları, değerlere gösterdikleri saygı ve toplumsal bütünlüğe katkıları belirleyici olmaktadır.
Türk-İslam medeniyetinde dürüstlük, ihlas ve şeffaflık merkeze alınmış; gizli ajandalarla toplumsal değerleri aşındırma çabalarına karşı her zaman eleştirel ve teyakkuz halinde bir tutum sergilenmiştir.



