Musa Has

Musa Has


'​Kur’an Müslümanlığı' Söylemi Altında Sünnet ve Sahabe Düşmanlığı ve İtikat Bütünlüğüne Yönelik Gizli Tehlike

Günümüzde İslam coğrafyasını ve özellikle genç dimağları hedef alan tehlikeli bir yöntemle karşı karşıyayız.


'​Kur’an Müslümanlığı' Söylemi Altında Sünnet ve Sahabe Düşmanlığı ve İtikat Bütünlüğüne Yönelik Gizli Tehlike

Günümüzde İslam coğrafyasını ve özellikle genç dimağları hedef alan tehlikeli bir yöntemle karşı karşıyayız. 

Dışarıdan beslenen birtakım yapı ve zihniyetler; "Kur'an bize yeter" veya "Kur'an Müslümanlığı" gibi son derece masum ve çekici görünen sloganların arkasına sığınarak ümmetin köklü inanç esaslarını hedef almaktadır. 

Kendilerini Kur'an-ı Kerim’i en iyi anlayan ve yorumlayan kimseler olarak takdim eden bu anlayış, gerçekte Müslümanların itikadını sarsmayı amaçlayan sistemli bir propaganda yürütmektedir.

​Sünneti ve Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) devre dışı bırakma gayreti güden bu taife, ​bu anlayışları ile tehlikeli bir yola girmişlerdir.

Bunlar, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) 23 yıllık risaletini, tebliğ ve tebyin (açıklama) görevini göz ardı etmektedirler. 

Güya Kur'an-ı Kerim’e hürmet ediyormuş gibi görününen bu tehlikeli zevat, Hazret-i Peygamber’in (s.a.v.) ayetleri açıklamasını, hayata geçirişini ve Hadis-i Şerifleri yok saymaktadırlar.

​Aklı ve şahsi yorumları, ilahi rehberliğin ve Sünnet-i Seniyye’nin önüne geçiren bu yaklaşım; "Peygamber dahi Kur'an'ı tam anlamamıştı, sahabe kavramamıştı, biz daha iyi anlıyoruz" noktasına varan küstahça bir iddiaya dönüşmektedir. 

Oysa Resûlullah (s.a.v.) olmadan Kur'an-ı Kerim’i doğru anlamak ve yaşamak mümkün değildir. ​

Sahabe ve alimlere yapılan bu itibar suikastı ve de ​Sünnet-i Seniyye’yi devre dışı bırakmanın bir sonraki adımı ise, Kur'an’ı ve Hadisleri yok saymaya kadar gidecekti.

Kur'an-ı bizlere ulaştıran Sahabe-i Kirâm efendilerimizi ve İslâm âlimlerini hedef alan bu gibi zevat, Abdülkadir-i Geylânî Hazretleri gibi yüzyıllardır yüz binlerce büyük âlim ve veli tarafından takdir görmüş zatlara dahi dil uzatmaktan çekinmiyorlar.

​Buradaki asıl hedef şudur: ​Eğer Kur'an-ı Kerim’i bize ulaştıran Sahabe-i Kirâm’ın güvenilirliği sarsılırsa, onların eliyle bize kadar gelen Din-i Mübin’e ve Kur'an-ı Kerim’in kendisine olan inanç da zedelenmiş olacaktır.

​Bu durum, doğrudan doğruya dinin kaynağını bulandırma ve saf zihinlerde şüphe tohumları ekme çabasıdır. Bulanık suda balık avlamayı meslek edinen bu tahrifat şebekeleri, toplumun manevi bağlarını koparmayı amaçlayan modern birer fitne odağıdır.

​Sosyal medya mecralarında süslü söylemlerle, tarafsızlık kılıfı altında hücum eden bu tür hesaplara ve fikirlere karşı son derece uyanık olunmalıdır. Bu yapılar, geçmişte de örneklerini gördüğümüz, dini içeriden çürütmeye çalışan Fetö gibi yıkıcı projelerin ve zındıka komitelerinin birer uzantısıdır.

​Ancak unutulmamalıdır ki: İslamiyet bir güneş gibidir; üflemekle sönmez. ​Hakikat bir gündüz gibidir; gözünü kapayan kimse, sadece kendisine gece yapar. ​İslam ümmeti; Kur'an-ı Kerim’i, Hazret-i Peygamber’in (s.a.v.) Sünneti ve Sahabe-i Kirâm’ın rehberliği ışığında bir bütün olarak korumaya devam edecektir. 

Bu tür yapay fitne hareketleri, tarihteki benzerleri gibi hakikatin karşısında yok olmaya mahkûmdurlar.