Gümüşhane: Zirve Uçurumlarında Biten Hayatlar!
Gümüşhane’nin sarp dağ geçitlerinde yaşanan acı kayıpları anlatan Sabri Şenel, Kostan ve Pöske dağlarında hayatını kaybedenlerin hikâyeleri üzerinden tünel yatırımlarının önemine dikkat çekiyor. Yolun medeniyet ve hayat olduğu vurgulanıyor.
Gümüşhane, Doğu Karadeniz’in denize paralel uzanan dağlarının aksine; her tarafı sarp kayalıklarla çevrili, zor geçitleri aşarak iline, ilçesine ve köyüne ulaşılan bir ildir. Bu yüzden, "dağların avucundaki altın kalpli insanların şehri" yakıştırması yapılır.
Doğada ayakta kalabilmek adına insanın en çetin tabiat şartlarıyla mücadele ettiği bir coğrafyadır burası. Bu il; ekmeğini taştan çıkaranların, çileyle yoğrulanların, gidenin ardından hasretle ömür tüketenlerin ve geride kalanların sırf hayatta kalabilmek için çocuk yaşta omuzladığı zorlu hayat öykülerinin beşiğidir.
Şehir; Zigana, Kürtün Vadisi, Kazıkbeli Geçidi, Tersun Dağı, Pöske Dağı, Köse Dağı, Vavuk Dağı ve Kostan Dağı gibi bilinenlerin ötesinde yüzlerce tehlikeli zirveye sahiptir. Aynı zamanda zirve şahsiyetlerin ve emsalsiz bir bitki örtüsünün de diyarıdır.
Zigana Dağı, bugüne dek nice hayatlar aldı, nice ocaklar söndürdü. Zigana'da yaşanan kazalar ve yitip gidenlerin hayat öyküleri yazılsa buna yürek dayanmaz. Eski tünelin açılışını yıllarca beklemiştik fakat bu, sorunu tam anlamıyla çözmemişti. Yeni tünelin açılışı ise hem ilimize hem de bölgemize adeta nefes aldırdı. Emeği geçen, katkı sunan herkese teşekkür ederiz.
Ancak, şehri Karadeniz’e bağlayan en makul güzergâh olan Torul-Kürtün-Tirebolu yolu bir "ölüm vadisi" olmaya devam ediyor. Buradaki altyapı çalışmalarının geciktirilmesinin hiçbir makul izahı yoktur. Yeni ocakların sönmemesi için ilgilileri acilen göreve davet ediyoruz.
Bu yazıda, iki ayrı geçitte yaşanan iki talihsiz ve sarsıcı olaydan bahsetmek istiyorum. Aslında her bir geçit güzergâhı kimbilir ne acılar yaşatmış, ne evlere ateş düşürmüştür…
Kostan Dağı'nın Eğitim Şehidi
İlk olarak, Gümüşhane merkezini Yağmurdere'ye bağlayan Kostan Dağı'nda yaşanan vahim ve bir o kadar da ibret verici olayı hatırlatmak isterim.
Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yılları... Köylerde okuma yazma bilenlerin yok denecek kadar az olduğu o zorlu dönemde, Ege illerinden genç bir öğretmenin tayini Yağmurdere civarındaki köylerden birine çıkar. Öğretmenimiz, eğitim-öğretim yılının ilk yarısının ardından sömestir tatilinde memleketine gider. Dönüş yolunda ise amansız kış şartları yüzünden Kostan Dağı geçit vermez, yollar kapalıdır.
Komşu Yayladere köyündeki tüm ısrarlara ve uyarılara rağmen, sabah okulda öğrencilerinin başında olma arzusuyla bavulunu omuzlar ve yola düşer. Lakin o gün akşamüzeri, karlı ve sisli Kostan Dağı'nda yolunu kaybeder. Kaybolduğu fark edilince günlerce aranır ama bir türlü ulaşılamaz. Memleketine haber salınır; ailesi gelir, feryat figan içinde günlerce acıyla bulunmasını bekler. Devlet seferber olur ancak çabalar sonuç vermez. Nihayet bahar gelip karlar eridiğinde, o fedakar bedene ulaşılır.
Köye eğitim vermek, ışık kaynağı olmak, çocukları geleceğe hazırlamak isteyen bu idealist öğretmen; canını vererek en ağır bedeli öder ve eğitim şehidi olur. İşte bu yüzden yarım kalan Kostan Dağı Tüneli derhal açılmalı ve bu şehit öğretmenin adı o tünele verilerek hatırası yaşatılmalıdır.
Pöske Dağı'nda Yiten Gençlik
Bir diğer acı olay ise Pöske Dağı'nda yaşanmıştır. Pöske; bölgeyi ve Gümüşhane'nin Kelkit ilçesini Erzincan’a bağlayan tek geçittir. O geçit vermez dağlarda kamyonlar muavinsiz yola çıkamazdı. Çünkü olağanüstü şartlarda, kamyonun yüzlerce metrelik uçuruma yuvarlanmaması için tekerleklere anında takoz atmak gerekirdi.
Yine dondurucu bir günde Pöske Dağı'nda bir kamyon arıza yapar ve yolda kalırlar. Şoför, muavini kamyonda bırakarak yoldan geçen başka bir araca biner. Parça getirmek üzere Erzincan'a doğru yola çıkarken genç muavine sıkı sıkı tembih eder: "Sakın araçtan aşağı inme, dağlardan aç çakal sesleri geliyor."
Endişe içinde Erzincan'a gidip dönen şoför, muavini kamyonda bulamaz. Şaşırır kalır, korktuğu başına gelmiştir. Her yerde aranır, jandarmaya haber verilir fakat tüm çabalar nafiledir. Gencin, muhtemelen zorunlu bir ihtiyaç için kamyondan aşağı indiği ve bekleyen aç yaban hayvanlarına yem olduğu düşünülür. Belki bir umut başka bir araçla Erzincan'a gitmiştir diye beklense de tüm araştırmalar sonuçsuz kalır.
Bahar gelip karlar eridiğinde acı gerçek gün yüzüne çıkar; etrafta sadece birkaç kemiğine rastlanır. Çakallar, genci aracın civarından alıp götürmüş ve parçalamıştır. İşte bu sebeple Pöske Dağı Tüneli de bir an evvel yapılmalı ve hayatının baharında o dondurucu dağ başında can veren bu muavinin adı o tünele verilmelidir.
Sonuç: Yol Medeniyettir, Hayattır!
Aynı acılar ve benzer talihsiz olaylar; Köse Dağı, Vavuk Dağı, Tersun Dağı gibi birçok geçitte maalesef defalarca yaşanmıştır. Tünel teknolojisinin geçmişe göre çok geliştiği çağımızda, tünel inşa etmek artık daha az külfetli ve çok daha az maliyetlidir.
Söz konusu tüneller çok acil olarak ulaşıma açılmalı, inşası başlayanlar hızla bitirilmeli, ihalesi yapılmayanlar ise derhal gündeme alınmalıdır. Gümüşhane kamuoyu bu sürecin çok sıkı bir takipçisi olmalıdır.
Bu tüneller; ilçeleri, bölge yerleşim yerlerini ve civar vilayetleri Gümüşhane’ye güvenle bağlayacaktır.
Yol medeniyettir, hayattır, gelecektir, üretimdir...
Hasret çekenler yüzlerce kilometre yol katedip; ailesine, köyüne, iline tam kavuşacakken; dibi görünmeyen tehlikeli uçurumlarda, ölüm yamaçlarında ve o son virajlarda can vermemelidir!
4.06.2026




