Sabri Şenel'den Gidişatla İlgili Yeni Bir Uyarı Daha Geldi
Eğitimci ve Siyaset Bilimci Sabri Şenel, ülkemiz çevresinde cereyan eden savaşın gidişatı ile ilgili yeni açıklamalarda bulundu.
Şenel, açıklamasında İran'a yönelik son saldırılarla ilgili olarak, Tabriz'in Türk toprağı olduğunu vurguladı ve orada yaşayan Türklerin milliyetçi ve bilinçli duruşunu örnek gösterdi. Türk milletini yalnızca Türkiye sınırları içinde görmediğini belirterek, Turan coğrafyasındaki tüm Türkleri tek bir millet olarak tanımladı. İran'da Türkiye'den daha fazla Türk yaşadığını ifade etti.
Türkiye'nin mevcut yönetim anlayışına da dikkat çeken Şenel, saldırıların Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında olduğunu ileri sürerek, emperyalist güçlerin amaçlarının bölgedeki petrol ile doğalgaz kaynaklarını kontrol etmek ve dört parçalı Kürdistan kurmak olduğunu savundu. İran'ın kendini savunma hakkına sahip olduğunu da dile getiren Şenel, sivil kayıplara dikkat çekerek, bombardımanlarda masum insanların ve çocukların öldüğünü, bunun Filistin'deki çocuk katliamlarına benzediğini belirtti.
Şenel, İran'ın 5000 yıllık tarihinin büyük ölçüde Türk tarihi olduğunu öne sürdü. Sakalar, Afşarlar, Selçuklular ve Safeviler gibi Türk devlet ve hanedanlarını örnek vererek, Pers tarihini 300 yıl ile sınırlı tutmanın yanlış olduğunu dile getirdi.
İsril'in asıl amacının Büyük Kürdistan projesini Büyük İsrail'in bir aracı olarak gördüğünü de söyleyen Şenel, bu niyetin "Zionist-Evangelist" anlayışın bir ürünü olduğunu belirtti.
"Hiçbir millet veya inançla sorunu olmadığını" da söyeleyen Şenel, "ancak tahrif edilmiş yorumlara da karşıyız" dedi.
Şenel, Trump yönetimini "insani değerlere önem vermemekle" eleştirdi ve zulmün uzun süre devam edemeyeceğini, insan vicdanının buna direneceğini, İspanya ve Amerika'daki büyük protesto eylemlerini (yaklaşık 7 milyon kişi) buna örnek gösterdi.
Türkiye için de uyarılarda bulunan Şenel, Doğu Karadeniz'de Pontus hayalleri, Sümela Manastırı'nın tapınağa çevrilme girişimleri ve Fener Patriği Bartholomeos'un faaliyetlerini "bölücü projeler" arasında sayarak, Lozan Antlaşması'nı Türkiye'nin tapusu olarak nitelendirdi.
Toplumsal ayrışmanın tehlikeli boyutlara ulaştığını da kaydeden Şenel, siyasi kamplaşmanın ülkenin enerjisini tükettiğini ve mevcut atmosferin sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
Devlet kadrolarında ehliyet ve adaletin geri plana itilmesinin ağır sonuçlar doğuracağını da belirten Şenel, "Liyakat yoksa sistem çöker. Bu kadar net. Devlet yönetimi sadakatle değil, ehliyetle ayakta kalır" dedi.
Eğitim sisteminin gençlerin geleceğinin yanlış politikalarla riske attığını da ifade eden Şenel, "ithalata dayalı büyüme modelini eleştirdi ve Türkiye'nin üretimden uzaklaşmasının ciddi bir kırılganlık yarattığını, "Üretmeyen bir ekonomi güçlü olamaz. Kendi kaynaklarına dayanmayan bir sistem, dışa bağımlılıktan kurtulamaz" dedi.
Yerli üretim ve sürdürülebilir kalkınma çağrısı da yapan Şenel, mevcut ekonomik politikaların gözden geçirilmesinin gerektiğini söyledi.
Bölgesel gelişmeleri de değerlendiren Şenel, Türkiye'nin dış politikada kritik bir eşikte olduğunu belirterek, Küresel dengelerin hızla değiştiğini ifade edip hazırlıksız yakalanmanın ağır sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi ve "Dünya yeniden şekilleniyor. Türkiye bu süreci doğru okuyamazsa ciddi risklerle karşı karşıya kalır" dedi.
Şenel, siyasetçilere ve topluma çağrıda bulunarak, sorumluluktan kaçmanın ülkeye zarar verdiğini söyleyip, "Artık herkes elini taşın altına koymalı. Bugün susarsak, yarın çok geç olabilir" dedi.
Türk Birliği Çağrısı da yapan Şenel, Türk milletinin birlik içinde olması gerektiğini, inanç, etnik köken veya mezhep ayrımı yapılmaksızın tek millet olduğumuz bilincini içimize sindirmek ve çok kültürlülük söylemlerini "böl-yönet" politikası olarak değerlendilip kabul görmemesi gerektiğine dikkat çekti.